Anasayfa   Ýletiþim  
Reklam  
   
 
 
   
Google
   
   
    
 
 

 
 
 
 
 

31 Mart ayaklanması

31 Mart ayaklanması
Yalçın BAYER
ybayer@hurriyet.com.tr

13 Nisan 2008

RUMİ takvimle 31 Mart 1325’te, bugün kullandığımız miladi takvimle 13 Nisan 1909’da tarihimizin en büyük gerici ayaklanması olan ’31 Mart Vakası’ yaÅŸanmıştı.


Bu tarihten 9 ay kadar önce, 24 Temmuz 1908’de ’İkinci MeÅŸrutiyet’ ilan edilmiÅŸ ve PadiÅŸah 2’nci Abdülhamid’in 33 yıllık baskı yönetimine son verilmiÅŸti.

Meşrutiyet devrimini gerçekleştiren İttihat ve Terakki Cemiyeti, siyasal gücü tam anlamıyla eline almamış, görece bir çoğulculuk ve özgürlük ortamında her kafadan bir ses çıkar olmuştu.

Muhalefetteki muhafazakár siyasal odaklar, el altından gerici güçleri kışkırtıp özendiriyor, bir yandan da devrin süper gücü İngiltere ile dirsek teması kuruyorlardı.

DerviÅŸ Vahdeti ismindeki bir NakÅŸi, yayımladığı Volkan Gazetesi’nde açıktan ayaklanma çaÄŸrılarına baÅŸlamış ve özellikle İstanbul’daki ağırlıkla alaylı subay ve çavuÅŸlardan kurulu I. Ordu birlikleri üzerinde etkili olmuÅŸtu.

13 Nisan 1909 sabahı TaÅŸkışla’daki 1. Ordu birlikleri ayaklandılar. Önlerine çıkan mektepli subayları öldürerek, önce Galata Köprüsü’ne indiler; ÅŸafak sökünce de Ayasofya Meydanı’ndaki Meclis-i Mebusan binası önünde toplandılar.

Saatler ilerledikçe durum ağırlaşıyor, PadiÅŸah 2. Abdülhamid’den de Babıáli’deki hükümetten de hiçbir tepki gelmiyordu. Ayaklanmacı kara kalabalığın İstanbul’da duruma hákim olmaya baÅŸladığı görüntüsü ürküntü veriyordu.

HAREKET ORDUSU

Ayaklanma haberi Edirne, Selanik ve Manastır’daki 2. ve 3. Ordu birliklerine ulaÅŸtığında, durumun basit bir güvenlik sorunu olmadığı, yaygın bir gerici baÅŸkaldırının yaÅŸanmakta olduÄŸu deÄŸerlendirmesi yapıldı.

Selanik’teki 3. Ordu’nun kurmay baÅŸkanı Önyüzbaşı Mustafa Kemal Bey, İstanbul’dan gelen telgrafı okur okumaz inisiyatifini kullanarak, adını da kendisinin koyduÄŸu öncü bir birliÄŸin, Hareket Ordusu’nun hazırlıklarına baÅŸladı.

Ordu komutanı Mahmud Åževket PaÅŸa’da gözlemlediÄŸi duraksamaya ÅŸu sözleriyle son verdi:

"Bu isyanı basit bir isyan hareketi olarak görmek, aldanmaya neden olabilecektir. Ülkenin çeşitli yerlerinde ayaklanmalar olduğu, gelen şifrelerle anlaşılmıştır. İsyan, üç-beş isyancının işi değildir. Olağanüstü geniştir, planlanmıştır, dayanakları vardır. Durum öyle gösteriyor ki, arkalarında içten ve dıştan yüksek mevkilerden kışkırtmalar vardır. Soruna yalnızca güvenliğin sağlanması açısından bakmak hatalı olacaktır görüşünü de korumak istiyorum. Bunun derinliklerine inilmelidir. Bugün güvenliği sağlasanız bile yarın tekrar ortaya çıkmayacağının garantisi nedir? Bu isyanın elebaşıları bu gerici hareketi başlatırlarken ulusun hassas düşünceleri üzerinden hareket etmişlerdir. Yarın da, öbür gün de aynı şeyi yapacaklarından emin olabilirsiniz."

İSYANIN ARKASINDAKİLER

"Bu isyancılar arkalarına baÅŸka kuvvetleri de almışlardır. Onların verdiÄŸi destekle kendilerini olduklarından daha güçlü sanmaya baÅŸlamışlardır. Sanırım ki bu hazırlık uzun zamana dayanmıştır. Yapılacak soruÅŸturma bunu kanıtlamaya yetecektir. Önce bu isyan zaman geçirilmeden bastırılmalıdır. Daha sonra kendilerini güçlü sanarak bu isyanı çıkaranlar hakkında kovuÅŸturma yapılıp isyanın derinliklere inen kökleri ortaya konulmalıdır. Ve hemen İstanbul’a girilerek, gereken önlemlerin alınması zorunlu olduÄŸu gibi, bu zihniyete gereken ders de verilmelidir. Düşüncem şöyledir: Yeterince zaman kaybedilmiÅŸtir. Hemen harekáta geçmek zorunlu ve önemlidir."

Önyüzbaşı Mustafa Kemal’in bu net irdelemelerinden sonra zaten İstanbul üzerine derhal harekete geçip ayaklanmayı bastırarak MeÅŸrutiyet’i ve hürriyeti koruma eÄŸilimindeki ilerici birlikleri durdurmanın olanaksızlığını kavrayan Mahmud Åževket PaÅŸa, beklenen emri verir.

Önüne geçilmez bir hırsla ve kararlılıkla hızla İstanbul’a yürüyen 2. ve 3. Ordu birliklerinden seçkin bir kuvvet, Hareket Ordusu adıyla baÅŸkente girer. 9 güne yayılan ÅŸiddetli çarpışmalardan sonra 22 Nisan 1909’da ayaklanma kesin olarak bastırılır. BaÅŸta DerviÅŸ Vahdeti olmak üzere ayaklanıcıların elebaşıları hızla yargılanır ve birçoÄŸu asılır. PadiÅŸah 2. Abdülhamid tahttan indirilerek, Selanik’e sürgüne gönderilir.

Åžimdi insan düşünmeden edemiyor: 99 yıl sonra bugün ’31 Mart’lar gündemimizden tamamen düşmüş ve yakın tarihin bir karabasanı olarak mı kalmıştır?

Üzerinde uzun uzun düşünmeye değer!

Aziz Naci DOÄžAN

 

 
Nutuk (Sesli ve Görsel)
 
Etkinlik Takvimi
, 2026
PzrPztSalÇrşPrşCumCts
1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30
 
 
 
 
 
Copyright Aralýk 2002 © balkanpazar.org
tasarým ve uygulama Artgrafi.net