Hvar Adası’nda kendimi ortaçaÄŸ prensesi gibi hissettim
Hvar Adası’nda kendimi ortaçaÄŸ prensesi gibi hissettim 21 Nisan 2008 Hürriyet Seyahat Asım GÜNEÅž Hanife Yavuz (34), ÅžiÅŸli Etfal Hastanesi’nde Organ Nakil Koordinatörü. Toplumu organ bağışı konusunda eÄŸitip bağışları artırmaya, ihtiyacı olanların hayatını kurtarmaya adamış hayatını. Havalar ısınmaya baÅŸladığında keÅŸif duygusunun harekete geçtiÄŸini söylüyor. BulduÄŸu ucuz biletlerle, nereye gittiÄŸini fazla düşünmeden yollara düşüyor. 11 ülkede 30’un üzerinde ÅŸehir gezen Yavuz, Split yakınlarındaki Hvar Adası’nın lavanta kokulu dar sokaklarını unutamamış.
İstanbul Üniversitesi HemÅŸirelik Yüksek Okulu’nu bitirdim. 1995’ten bu yana hemÅŸire olarak çalışıyorum. ÇocukluÄŸumun geçtiÄŸi Ordu’nun birbirine karışan yeÅŸil ve mavisi, o yaÅŸlardan bu yana içimdeki doÄŸa ve macera tutkusunu besledi. Bu tutku her yıl beni uzak diyarlara sürüklüyor. İlk yurtdışı gezim 2004’te karayoluyla İran-Pakistan-Hindistan-Nepal turuydu. Bu rotada daha sonra birçok yolculuk yaptım. Türkiye’de gruplarla, yurtdışında yalnız geziyorum. Son yıllarda merak saldığım daÄŸcılık, beni gittiÄŸim yerlerin yüksek bölgelerine de çekiyor. Yurtdışına çıkmak, hele hele kadın başına yalnız gitmek fikri çevremdekilerin çoÄŸuna garip, tehlikeli, masraflı geliyor. Her ÅŸeyi gözünde büyüten bir toplumuz. Bence sorun özgüvende. Yurtdışı gezilerim yurtiçindeki bir tatil köyünde yapacağım tatilden ucuza geliyor. Ayrıca, birçok ülkede tek başına gezmek İstanbul’da yaÅŸamaktan daha az riskli.
20 EURO’YA SALONLU DAİRE KİRALADIM
Bu yıl içimden gelen "git" sesine uyup ucuz uçak bileti aradım. Hırvatistan’ı seçtim. Turizm, 4 milyon 800 bin nüfuslu ülkenin bacasız sanayisi, milli gelirin yüzde 15’ini oluÅŸturuyor. Türkiye vatandaÅŸlarına vize yok. Yine de sınırda, diÄŸer ülke vatandaÅŸlarının iÅŸi bana göre daha kolaydı. BudapeÅŸte’den Zagreb’e giden tren yemyeÅŸil ormanların, mısır tarlalarının içinden geçiyordu. Gar, Zagrep’in ortasında. Ücretsiz bir broşür alıp haritasından turizm bürosunu buldum. Görevli her soruma sabırla, nezaketle cevap verdi. Konaklama seçenekleri, gezilecek yerler, ulaÅŸabileceÄŸim acil telefonlar ve adres bilgilerini aldım. Hırvatlar turiste önem veriyor, büroları iyi çalışıyor.
Kentin her köşesinde yeşil alanlar, yüzyıllık ağaçlar, iyi korunmuş doğal parklar göze çarpıyor. İstasyonun karşısındaki anıtlarla süslü büyük meydanı geçip, botanik parkın içinden kuş cıvıltıları eşliğinde, kitap okuyan ve dolaşanları seyrederek yürüdüm.
10 dakika sonra ÅŸehrin kalbi Ban Jelacic Meydanı’na vardım. Meydandaki dev St. Mark Katedrali’nin çevresindeydi konaklama alternatiflerim. Gözüme takılan tabelayı takip ederken iki katlı ÅŸirin, tarihi bir binaya vardım. Kapı açık, anahtar üzerindeydi. Birazdan sahibi Tim indi aÅŸağıya. GeniÅŸ salonlu, banyolu, konforlu, temiz dairenin geceliÄŸi sadece 20 Euro’ydu. "Mutfaktaki her ÅŸeyi kullanabilirsin, yarın ayrılmak istersen anahtarı kapının üstünde bırak" dedi Tim ayrılırken. Radyoyu açıp, etnik müzik çalan kanala ayarladım. Biraz dinlenip, trende tanıştığım iki İngiliz kardeÅŸle buluÅŸmak üzere yola çıktım. Åžehri birlikte gezecektik.
Hırvatistan’ın en büyük, en kalabalık kenti, İstanbul’la karşılaÅŸtırılınca çok küçük. Birçok yere yürüyerek gittik. Her köşede ünlü ressamların eserlerinin sergilendiÄŸi sanat galerileri, müzeler, konser salonları, muhteÅŸem katedraller çıktı karşımıza. Kent merkezindeki anıtlar, müze, Hırvatistan Güzel Sanatlar Müzesi, Arkeoloji Müzesi mutlaka görülmeli. Tarihi yapılar Roma mimarisini çaÄŸrıştırıyor. GeniÅŸ caddelerine şık kafe ve restoranlar sıralanmış. Zagreb "Özgürlükler Åžehri" olarak biliniyor, dünyanın dört bir yanından eÅŸcinsellerin ilgisini çekiyor.
LAVANTA KOKULU DAR SOKAKLAR KALEYE ÇIKIYOR
Zagreb’den sonra rotayı Adriyatik’in kuzeyine çevirdim. Rijeka’ya, altı saatlik otobüs yolculuÄŸundan sonra ulaÅŸtım. Liman kentin tüm sahil ÅŸeridine yayılmış, halk denizden yeterince yararlanamıyor. En iyi seçenek, günübirlik gidilecek adalar. Otele eÅŸyalarımı bırakıp, Krk Adası’na giden feribota atladım. Krk, Adriyatik’in kuzeyindeki Hırvat adalarından en popüleri. Roma, Bizans dönemine ait yapıları gezip, kendimi billur gibi temiz, ılık sulara bıraktım. Son feribota yetiÅŸip, hava kararmadan Rijeka’ya döndüm. Åžehir sanki merdivenlerle sürekli yükseliyor gibi. Yukarıdaki Trsat Kalesi ÅŸehre tepeden bakıyor. Bir turist kafilesinin peÅŸine takılıp kaleye tırmandım. Hava kararana kadar fotoÄŸraf çekip manzaranın keyfini çıkardım.
Ertesi gün 8 saatlik otobüs yolculuÄŸuyla, güneydeki Split’e geçtim. EÄŸer kuzeyden güneye yolculuk yapıyorsanız Dalmaçya kıyıları boyunca uzanan karayolundan, mutlaka gündüz geçin. Unutamayacağınız panoramik manzaralarla karşılaÅŸacaksınız.
Split, ülkenin ikinci büyük ÅŸehri. Otobüsten iniÅŸte etrafımı pansiyoncu teyzeler sardı. Ellerindeki harita ve fotoÄŸrafları gösteriyorlar, yer aramanız gerekmiyor. YaÅŸlıca bir kadının peÅŸine takılıp, merkeze beÅŸ dakika mesafedeki ÅŸirin bir aile pansiyonuna yerleÅŸtim. GeceliÄŸi 20 Euro olan pansiyon misafir mutfağı, geniÅŸ üzüm asmalı ve kivi aÄŸaçlı bir bahçesi ve sıcacık atmosferiyle hemen sardı beni. Biraz dinlenip, kenti gezmeye çıktım. Tarihi merkezdeki yapılar özenle korunmuÅŸ, hálá konut olarak kullanılıyorlar. Yeni yerleÅŸim yerleri, bu dokuyu zedelememiÅŸ. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesindeki tarihi kalıntıları, denizi, marinası, sahil ÅŸeridindeki geniÅŸ cadde boyunca Cafeleri, sıra sıra palmiye aÄŸaçlarıyla güzel bir ÅŸehir Split. GözbebeÄŸi, Diocletian Sarayı. GeniÅŸ avluları, metal isimleri ile adlandırılmış çok sayıda giriÅŸ ve çıkış kapılarıyla bölünmüş. Sarayda kaybolmamak için harita gerekiyor. En ilgi çeken bölümü Kapalıçarşı’yı andırıyor. Buradaki hediyelik eÅŸya maÄŸazaları gece geç saatlere kadar açık. Sokaklarda ve sarayda her dilden konuÅŸan turiste rastlamak mümkün. Kanadalı Maria ve Rim’le tanıştım gezerken. Biri gıda mühendisi diÄŸeri diyetisyen. İşlerini bırakıp sekiz aylık dünya turuna çıkmışlar. Hikayelerini dinlerken imrenmeyle kıskanma arasında gidip geldim. Birlikte Split’i tavaf ettikten sonra, bir saat uzaklıktaki güneyin önemli adalarından Hvar’a gitmeye karar verdik. Dev feribotta zorlukla yer bulup, yola çıktık.
Adaya vardığımızda kocaman bir meydan ve sonunda barok üsluptaki görkemli katedral karşıladı bizi. St. Stjepan Katedrali’nin inÅŸasına 16. yy’da baÅŸlanmış, 18. yy’da tamamlanmış. Meydanın etrafında şık restoranlar, kafeler vardı. Tarih o kadar canlı ve inandırıcıydı ki kendimi ortaçaÄŸda yaÅŸayan bir prenses gibi hissettim. Hırvatistan’ın en güzel ÅŸaraplarının üretildiÄŸi üzümler burada yetiÅŸtiriliyor, yine parfüm yapımında kullanılan lavanta ve biberiye yağı da buranın önemli zenginliklerinden. Lavanta kokulu dar sokaklardan yukarı kaleye çıktık ve ÅŸehri seyre daldık. AÅŸağıda mistik bir ÅŸehir, marinası ve plajlarıyla turkuvaz mavisi deniz bizi davet ediyordu. Biz de kırmadık. Öğle sıcağını hoÅŸ bir restoranda yemek ve kahve molasıyla atlattıktan sonra denize koÅŸtuk. Birkaç saatlik deniz keyfinden sonra adadan dönüş zamanı gelmiÅŸti. Tekrar gelmek üzere söz verip, ayrıldık denizden. Son feribotla tekrar Split’e döndük. ArkadaÅŸlarımla vedalaşıp sabah 05.00’te Zagreb’den kalkacak BudapeÅŸte trenine yetiÅŸebilmek için tekrar yola koyuldum. Aklımda ise rüzgarın bu yıl beni baÅŸka nerelere götüreceÄŸi sorusu vardı...
seyahatte ne okuyor
Hikaye, polisiye, rehber kitaplar
ne yiyor ne içiyor
Fiyatlar ucuzsa yerel lezzetler, yoksa sandviç, pizza, makarna
ne giyiyor
Bol cepli pantolon, tişört ve spor ayakkabı
neyle seyahat ediyor
Uçak ve diğer toplu ulaşım araçlarıyla
nerede kalıyor
Hostel ve pansiyonlarda
çantasının vazgeçilmezleri
Şapka, güneş gözlüğü, krem, fotoğraf makinesi, sözlük
kiminle seyahat ediyor
Tek başına, yolda edindiği arkadaşlarıyla
oradan ne alıyor
Bölgeye özgü el sanatları ve hediyelik eşyalar
|