Bir turda Yunan adalarına yaptım...
Salih Çene/Akşam Gazetesi Bir turda Yunan adalarına yaptım...
25.07.2008
Temmuzun ikinci haftasında, bu günlerde moda olan Yunan adalarına gemi seyahatlerinden birine de ben katıldım. Yakın aile dostlarımız Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörlerinden Metin ve sevgili eÅŸi Serap Sevük ‘ün ısrarıyla katıldığımız ve takriben 70 kiÅŸilik doktorlar gurubu ile birlikte yaptığımız bu seyahat, her yönü ile eÄŸlendirici ve dinlendirici bir yolculuk oldu.
Gemimiz orta halli Yunan bandıralı bir gemiydi ve Kaptanla birkaç görevli hariç, neredeyse uluslar arası bir personel yapısı ile verdiÄŸi hizmet, benim standartlarıma göre, 3 yıldızlıydı. Bu durum bana, artık bizim yatırımcılarımızın da “Cruise” iÅŸine girmelerinin zamanının geldiÄŸini hatırlattı. Tabii, bu yolculukları yapan bizim gemimizden çok daha büyük ve daha lüks gemiler de var, ama inanıyorum ki Türk yatırımcılar da bu iÅŸi benimser ve kendi filolarını oluÅŸturmaya baÅŸlarsa, zaman içinde yetiÅŸecek Türk personelle, diÄŸer ülkelerin pabucunu dama atarlar. Zaman içinde yetiÅŸecek Türk personel derken belki haksızlık yapıyorum, çünkü daha önce Miami taraflarında katıldığım gemi yolculuklarından da biliyorum ki, bu gemilerin özellikle servis, mutfak, animasyon ve kumarhane bölümlerinde çalışan önemli sayıda Türk personel var ve bu kiÅŸilerin kendi oluÅŸturacağımız filolara çekilmesi ve birçoÄŸundan eÄŸitim faaliyetlerinde de istifade edilmesi mümkün olabilir. Åžimdilik sadece karada yatırım yapan Turizme gönül vermiÅŸ yatırımcıları, biraz da bu yüzen otelleri inceleyip bu yönde yatırımlara teÅŸvik etmeyi bir görev sayıyorum. Bu iÅŸte de baÅŸarılı olacağımızdan hiç şüphe etmiyorum.
Gelelim, Yunanlıların zamanında akıllıca planlayarak her birine bir kavram (konsept) yüklediÄŸi irili ufaklı adalarına. Bir kısmını ben daha önce de gezmiÅŸtim ama sadece kısa süreli ziyaret yapabilen bir gemi yolcusu olarak farklı izlenimler edindim. İlk defa gördüğüm, ün yapmış Mikonos ve volkanik Santorini adalarını deÄŸerinden yüksek göstermeyi baÅŸarmış olmalarını takdir ve biraz da üzüntü ile karşıladım. Üzüntümün nedeni, Yunanistan onlarca çorak adayı turizm amaçlı deÄŸerlendirebilmiÅŸken, bizim elimizdeki az sayıda ancak Yunan adalarının bir çoÄŸuna göre çok daha güzel ve yeÅŸil olan adalarımızı yeterince deÄŸerlendirememiÅŸ olmamızdı. Ancak, adaları deÄŸerlendiremiyor olsak ta, hizmet ve turizm anlayışında geldiÄŸimiz noktanın Yunanistan’ın oldukça üzerinde seyrediyor olduÄŸunu bir kez daha görmek beni bir ölçüde rahatlattı. Bu sefer de Kültür ve Turizm Bakanlığına seslenmek istiyorum, Turizm çeÅŸitliliÄŸi diyip duruyoruz, bu kapsamda adalarımızı da ele almamızın zamanı geldi, geçiyor...
İçimi eskiden beri acıtan hususlardan birisini Atina’ya uÄŸrayınca bir kez daha hatırladım. Ellerindeki ahı gitmiÅŸ vahı kalmış ve yıllardır restorasyon çalışmalarını bitiremedikleri Akropol’ü görmek için, buraya her yıl milyonlarca insanın akın ettiÄŸini bilmek, bir açık hava müzesi olan ülkemizin Akropolden çok daha görkemli tarihi ve kültürel varlıklarını yeterince tanıtıp, kullanamıyor olduÄŸunu düşününce, insana acı veriyor. Halen bu varlıklarımızın tanıtımına yeterince önem vermiyor ve yeterli bütçeler ayırmıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı son yıllarda tanıtıma önemli bütçeler ayırmaya baÅŸladı ve bunun olumlu sonuçlarını da görüyoruz, ama bu tanıtım içerisinde Türkiye’nin tarih ve kültür varlıklarına ayrılan yer maalesef çok yetersiz. Son temennim de artık bu varlıklarımızın da kıymetini bilip, birçoÄŸunu Yunanlıların yapabildiÄŸi gibi Türkiye’nin simgesi, “görülmezse olmaz”ı haline getirmeyi becerebilmemiz.
Aslında bu yazdıklarımı, Turizm camiamızda fark etmeyen , bilmeyen insan çok az ama , ne yazık ki işin eylem tarafında ise bir şeyler yapmaya çalışan yok denecek kadar az...
Biz hatırlatmaya devam edeceğiz, ya siz..?
|