Ostrakismos her eve lazım
Metin Münir mmunir@milliyet.com.tr 31-08-2008
Ostrakismos her eve lazım
Demokrasi eski Yunanca demos ile kratos kelimelerinin birleÅŸmesinden meydana gelir. Demos “halk”, kratos “yönetim, güç” demektir. Demokrasiden önce, kent devletlerinden meydana gelen Eski Yunan’ı tiranlar yönetiyordu. Halk tiranların baskıcı yönetiminden bıktı ve onları teker teker devirdi. Atina tiranının yollanmasından sonra yapılan bir halk toplantısında Kleistenes, önemli kararların kentin yetiÅŸkin erkeklerinin katılacağı toplantılarda alınmasını önerdi. Önerisi kabul edildi ve insanların bugüne kadar bulduÄŸu en iyi yönetim ÅŸekli olan demokrasinin ilk uygulaması baÅŸladı. Milattan 500 yıl kadar önceydi. Demokrasi onu dejenere veya alaÅŸağı etmek isteyebilecek tiran kalıntılarından, despotluk meraklılarından ve kavgacı politikacılardan nasıl korunacaktı? Kleistenes onun da çaresini buldu: ostrakismos yani sürgün. Atina’da zengin-fakir, asil-sıradan her vatandaÅŸ (kadınlar ve köleler hariç) bir oya sahipti. Önemli kararları almak için her yıl on toplantı yapılırdı. Bu toplantıların altıncısında vatandaÅŸlara kentteki herhangi birinin sürgün edilmesi için oylama, yani ostrakismos yapmak isteyip istemedikleri sorulurdu. Ostrakon eski Yunancada oy pusulası olarak kullanılan çanak çömlek parçası anlamına gelir. Niye çanak çömlek parçası da kâğıt deÄŸil diye soracak olursanız... Milattan 500 küsur yıl önce kâğıt deÄŸil papirüs kullanılıyordu. Papirüs, Mısır’dan geldiÄŸi için bir defa kullanılıp atılamayacak kadar deÄŸerliydi. Kırık çanak çömlek parçaları ise bedava ve boldu. “Bu yıl sürgün olsun mu?” sorusunun cevabı “evet” ise, iki ay sonra ostrakismos yapılırdı. Agoranın halatlarla etrafı çevrili bir bölümünde vatandaÅŸlar ÅŸehirden kovulmasını istedikleri kiÅŸinin adını bir Ostrakon’a kazıyıp yere atarlardı. En az altı bin vatandaşın kovulmasını istediÄŸi kiÅŸi on gün içinde iÅŸlerini yoluna koyup on yıllığına kenti terk etmek zorundaydı. On yıl bitmeden geri dönmenin cezası ölümdü. Ostrakismos yargılama deÄŸildi. Ne suçlama ne de savunma vardı. Ne de bir cezaydı. Sadece Atinalıların, aralarından birine, ÅŸehri terk etmesi için verdiÄŸi bir emirdi. Sürgüne yollanan kiÅŸinin statüsünde bir deÄŸiÅŸiklik olmuyordu. Asilse asil, generalse general kalıyordu. Malına da el konmuyordu. Åžahıs on sene sonra sürgünden döndüğünde bıraktığı yerden devam ediyordu. Ama, yelkenleri suya inmiÅŸ olarak tabii. Ostrakismos’un amacı da buydu zaten: halkın huzurunu kaçıran politikacıları, demokrasiyi kötüye kullanmak isteyenleri, maceraperest generalleri hizaya getirmek. Giden kiÅŸi kentteki çoÄŸunluÄŸun aleyhine olduÄŸunu, bir darbe giriÅŸiminde bulunmasının boÅŸuna olduÄŸunu bilerek gidiyordu. Kent, sürgüne göndererek başına bela olabilecek kiÅŸilerle iliÅŸkisini kesiyordu. Demek istediÄŸim, 2500 sene önce Atinalılar Deniz Baykal gibilerden kurtulmanın yolunu bulmuÅŸlardı. Çünkü demokrasi vardı. Biz 2500 sene sonra bulamıyoruz. Çünkü demokrasi yok. Düşünmeye deÄŸer.
|