Anasayfa   Ýletiþim  
Reklam  
   
 
 
   
Google
   
   
    
 
 

 
 
 
 
 

Komşu adalardaki insanlık macerası

İlber Ortaylı
Komşu adalardaki insanlık macerası
19 Ekim Pazar 2008 Milliyet

Bugünkü Türkiye halkının önemli bir bölümü Akdeniz adalarındandır. Helenizm de Ege adalarındaki restorasyonunu oradaki Osmanlı hakimiyeti dönemine borçludur. Oralardaki kalıntılar yoğun bir insanlık macerasını ifade ediyor
Bugün Ege adaları dediğimiz takımadaların sayısı; irili ufaklı, meskûn veya gayrımeskûn, bazıları susuz kayalıklardan ibaret olmak üzere 1500 kadardır. Ege adaları toplam 214 bin kilometrekarelik sahayı kaplar.
Osmanlı döneminde Cezayir-i Bahr-i Sefid yani Akdeniz adaları topluluÄŸu bir vilayetti. Klasik Osmanlı devrinde ise büyük amiral mesabesinde olan Kaptan-ı Derya’nın yönetiminde bir eyaletti; adalar donanmanın haslarını oluÅŸtururdu. En baÅŸta tersane emini olmak üzere, derya sancak beyleri dediÄŸimiz amirallerin de bu adalar kısım kısım maaÅŸlarını oluÅŸtururdu. Yani kaptan paÅŸa ve derya beylerinin haslarıydılar.
Ege’nin batısında Yunan ana kıtasına yakın Kiklad takımadası yer alır ki içlerinde EÄŸriboz (Euboia), Egine gibi tanınmış adalar vardır. Ahaliyle bütünleÅŸmeseler de bulundukları coÄŸrafyayı iyi tanıyan Osmanlı yöneticileri dört asır boyu bu daÄŸdaÄŸalı yerleri yönetmiÅŸlerdir.
Adaların fizik sorunları kadar etnik yapısı da sanıldığı gibi basit değildi. Helen unsur Ortodoks mezhepten olmakla birlikte, uzun süren Venedik ve Cenova hâkimiyeti dolayısıyla Katolik Helenler de vardı. Aralarındaki gerilim bugüne kadar devam etmiştir.

Bereket dolu Girit
Bundan baÅŸka İtalyan hâkimiyetinden kalan ve yavaÅŸ yavaÅŸ eriyen bir nüfusla birlikte küçümsenmeyecek sayıda Yahudi cemaatleri ve tabii Osmanlı’nın yerleÅŸtirdiÄŸi Türkler ve Lübnanlılar da vardı. Bilhassa Girit gibi yerlerde Sunni Müslümanların yanında Alevilik ve BektaÅŸiliÄŸe yakın olan gruplar da yerleÅŸmiÅŸti.
Şurası da bir gerçektir ki 17. asrın ikinci yarısında fethedilen Girit adasında devlet Kırım ve Bosna gibi yerlerdekinin aksine medreseler inşa etmek ve hatta 19. asra kadar Mevlevi ve Nakşi dergahları kurdurmak gibi faaliyetlerde pek bulunmadığından, İslamiyet bir ölçüde bu gibi Bektaşi dervişlerin faaliyetleri ile yayılmıştı.
Bu nüfus yapısı özellikle Osmanlı Türklerinin bölgeden çok bulundukları Sakız, Sisam (Samos), Rodos, Kos (İstanköy) ve Meis’in oluÅŸturduÄŸu Oniki Adalar’da göze çarpar. Kuzey Ege adaları diyeceÄŸimiz TaÅŸoz, Limni, Semadirek (Samotraki), Midilli, Bozcaada (Tenedos) ve Gökçeada (İmroz) da böyledir.
Kuzey Ege adaları ve Oniki Adalar II. MeÅŸrutiyet’ten sonra Balkan Harbi baÅŸlarında İtalya ve Yunanistan arasında iÅŸgale uÄŸrayıp paylaşıldı. Kiklad adaları ise 19. asırda Yunanistan tarafından tek tek ele geçirildi.
MuhteÅŸem güzellik ve bereket dolu Girit ise bu adalara dahil deÄŸildir. Burada iklim daha mutedildir; sebebi de Afrika’nın sıcak rüzgarlarını kesen İda DaÄŸları’dır. Bu bakımdan Girit, Ege adalarının içinde İstanköy ile birlikte hemen hemen en sulak ve hiç şüphesiz en verimli ve çeÅŸitli tarımsal ürünün devÅŸirildiÄŸi bölgedir.

İlk gazete bu bölgede
1664’te Osmanlı harp teknolojisinin yönettiÄŸi baÅŸarılı kuÅŸatmayla inatçı Venedik savunması ve kale teknolojisi karşı karşıya geldi. KuÅŸatma ve Venedikli Morosini’nin karşı karşıya geldiÄŸi uzun harp sona ermiÅŸti.
İki asır sonra ada tekrar Müslümanlar ve Helenler arasında kanlı bir çatışmaya sahne oldu, 1890’larda özerklik verildi. 1908’den sonra da Bosna-Hersek’in Avusturya’ya, DoÄŸu Rumeli’nin Bulgaristan’a ilhak edilmesi gibi Girit de Yunanistan’a ilhak edildi. Ondan sonra Türkiye’nin Ege ve Akdeniz sahillerine sonsuz bir Giritli Müslüman göçü baÅŸladı. Akdeniz adaları 1912’den sonra Türkiye’den ayrılsa da buradaki Ortodoks kiliselerin Fener Patrikhanesi’ne baÄŸlılığı devam ediyor.
Ege adalarının kendine has sorunları vardı. Mesela Midilli zengin zeytin tarımı ile tanınır ama tahıl Anadolu’dan gelirdi. Bu ticaret demektir. Nitekim Osmanlı döneminde Midilli’deki malikaneler ve refah da, ada Yunanistan’a katıldıktan sonra kayboldu. Adaların 17. asırda Türk nüfusu arttı. Anadolu’dan muhtelif nedenlerle göçmen geçtiÄŸi anlaşılıyor. Sonra Türk nüfusta azalma baÅŸladı.
1829’da Yunanistan bağımsız oldu, İzmir yakınlarındaki Samos ise Sisam emareti adıyla bağımsızlık kazandı. Adanın nüfusu militan Helenlerdi. İdare için Fenerli Rum beylerinden biri Sisam emiri olarak tayin edildi, bunların en ünlüsü Miltiyadi Everet Bey’dir. Adanın bir meclisi vardı, eÄŸitim Rumcaydı ve bir de elimizde bulunmayan bir vilayet gazetesi çıkıyordu, demek ki ilk gazete bu bölgededir.
Osmanlılık Akdeniz adalarında ilerledikçe Venedik ve Cenova hakimiyeti geriledi. Bu İtalya’nın ikbalinin DoÄŸu Akdeniz’de 15. asırda sönmeye baÅŸlamasıdır ve general Bonaparte’nin Campo Formir AntlaÅŸması’yla Venedik devletini ortadan kaldırmasına dek süren çöküşün tarihidir.
Rodos sadece
Rodos deÄŸildir
Kısacası Helenizm, dini ve dili ile adalardaki restorasyonu Osmanlı hakimiyetine borçludur. O kadar ki Sakız Adası’nın zorla KatolikleÅŸen Helenleri kendi dillerini Latin harfiyle yazarlardı. Bu yazıya Frango- Chiotika denir.
Rodos 15. asra kadar sadece Rodos deÄŸildi. Oradaki ahalinin üzerinde Alman, Fransız, İngiliz, İspanyol ve İtalyan şövalyelerin kurduÄŸu ÅŸedid idare; Kudüs’ün Selahaddin Eyyubi tarafından geri alınmasından sonra Papa’nın DoÄŸu Akdeniz’deki hakimiyetini berkitmekle hükümlüydü.
Geçilmez bir savunma sonucu Fatih Sultan Mehmed bile Rodos’u alamadı. Adadaki şövalyeler talihsiz ÅŸehzade Cem Sultan’ın kendilerine sığınmasını fırsat bilerek II. Bayezid’i tehdit etti. Ancak 1522’de Rodos, 16. asrın sonunda Kıbrıs ve 17. asırda Girit fütuhatıyla bu sistem çökertildi. III. Mustafa’nın Rodos’taki camii bu dönemlerin bir kalıntısıdır. BaÅŸka kalıntılar da var, sürgün edilen bazı Kırım hanlarının ve orada idam edilen son Kırım hanı Åžahin Giray’ın mezarları da buradadır.
Bugünkü Türkiye halkının göze batan bir kesimi Akdeniz adalarındandır. Türkiye’de örneÄŸi kalmayan Rodos çarşısının bir köşesinde Rodos eÅŸrafından Farelyelizade Hafız Hüseyin Efendi ile Osmancıkzade Hacı Mehmed AÄŸa’nın yeniden inÅŸa ettirdikleri bir cami, Girit’te Resmo’da GranoÄŸulları’nın yaptırdığı bir çeÅŸmenin yanında; tarihin derinliklerinden gelen parlak Miken medeniyeti ile 19. asırdan kalan mev-
levihanenin etrafındaki mezar taşları yoğun bir insanlık macerasını ifade ediyor.

 

 
Nutuk (Sesli ve Görsel)
 
Etkinlik Takvimi
, 2026
PzrPztSalÇrşPrşCumCts
1 2 3 4
5 6 7 8 9 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30
 
 
 
 
 
Copyright Aralýk 2002 © balkanpazar.org
tasarým ve uygulama Artgrafi.net