“Osmanlı Döneminde Balkanların Åžekillenmesi”
‘Osmanlı’nın dönüm noktası Çaldıran’dan sonra aranmalı!’
Barış Yıldırım Milliyet 17.1.2009
Lowry’nin “Osmanlı Döneminde Balkanların Åžekillenmesi” adlı kitabı, Osmanlı’nın az bilinen kuruluÅŸ dönemine ışık tutuyor.
ABD’li tarihçi Heath W. Lowry, “Çaldıran Savaşı’ndan sonra Yavuz Sultan Selim, Arap dünyasını fethetmeye baÅŸlıyor; devletteki Müslüman nüfusun oranı yüzde 20’lerden yüzde 50’lere çıkıyor” diyor
Princeton Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Heath W. Lowry’nin Türkiye’yle arasındaki dostluk 45 yıl öncesine dayanıyor. 1964’te, 21 yaşındayken ABD’nin Barış Gönüllüleri programı çerçevesinde Balıkesir’in Bereketli köyünde 2 sene kalan Lowry, bu deneyimin de etkisiyle Türkiye tarihi üzerine çalışmaya baÅŸlar. AraÅŸtırmacı, 1970’lerde BoÄŸaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nü kuran öğretim üyeleri arasında yer alır ve ardından çalışmalarını Harvard Üniversitesi’nde sürdürür. 1983’te de Washington’da Türkiye Çalışmaları Merkezi’ni kurar. Lowry, 1993’ten beri bünyesinde bulunduÄŸu Princeton’ın YakındoÄŸu AraÅŸtırmaları Kürsüsü’nden izinli bu sene. Profesör, belli aralıklarla BahçeÅŸehir Üniversitesi’nde ‘Erken Dönem Osmanlı Tarihi’ konusunda ders ve seminerler veriyor. Üniversite, geçtiÄŸimiz günlerde Lowry’nin “Osmanlı Döneminde Balkanların Åžekillenmesi 1350-1550” adlı çalışmasını Türkçe ve İngilizce yayımladı. Çalışmalarına dair sorularımızı yanıtlayan Lowry’nin 2003 yılından beri, Kuzey Yunanistan’ı daÄŸ tepe gezerek ve dönemin vergi kayıtlarını içeren tahrir defterlerini satır satır inceleyerek oluÅŸturduÄŸu kitap, Osmanlı’nın az ve hatalı bilinen kuruluÅŸ dönemine ışık tutuyor...
Tarihçilerin bakışı
14. ve 15. yüzyıl Osmanlı tarihine dair sınırlı bilgiye sahip olduğumuzu vurguluyorsunuz... Maalesef; başka ikincil kaynak olmadığı için 16. ve 17. yüzyılda yazılan tarih çalışmalarına bakarak bu dönemi anlamaya çalışıyoruz. Oysa bu kaynaklardaki bakış açısında sorun var: Osmanlı, 16 ve 17. yüzyılda, ağırlıklı olarak Müslüman ve Sünni bir imparatorluk haline gelmişti. Dönemin tarihçileri de bu bakışla yazdılar tarihi.
Erken dönem ne açıdan farklıydı? Osmanlıların DoÄŸu Anadolu ve Arap ülkelerini fethetmeleri, 15. yüzyıl sonunu ve 16. yüzyılı buldu. O zamana kadar Osmanlı idaresindeki nüfusun en az yüzde 80’i gayrimüslimdi! Osmanlılar en başından o kadar pratik bir zekâyla yola çıktılar ki; amaçları bu insanları Müslüman yapmak deÄŸil, en etkili ÅŸekilde idare etmek, vergi toplamaktı. Anadolu’dan gelen derviÅŸler mi bu nüfusu idare edecekti? Hayır. Bölgelerin Hıristiyan çocuklarını alıp, eÄŸitip, TürkleÅŸtirip yeniçeri olarak geri yolladılar. Ancak yeniçerilere dair genel bilgiler bu dönem için geçersiz. Yeniçerilerin ailelerinden koptukları, evlenmedikleri, merkezden maaÅŸ aldıkları, sadece görevlerine adanmış oldukları düşünülür. Oysa bu döneme dair incelediÄŸim tahrir defterlerinden çıkan sonuçlara göre, yeniçerilerin önemli bir bölümü maaÅŸlı deÄŸil, tımarlıydı ve evleniyordu.
Bu bilgiye nasıl ulaÅŸtınız? Balkanlar’dan 15. yüzyıla ait 57 tahrir defteri topladım: 15. yüzyıla ait tek gerçek yazılı kaynaklarımız bunlar. Böylece, 12 bin 500 yerel idareciye dair veri tabanı oluÅŸturdum. Bu isimlerin 4 bini Hıristiyandı ve yerel nüfustandı. Osmanlılar, Balkanları yüzlerce senedir idare edenlerin bir kısmını idari mekanizmalarına dahil etmiÅŸlerdi yani. Bu bir zorunluluktu: Çünkü Osmanlı akıncılarının fethettiÄŸi yerlere, öyle arkadan gelip yerleÅŸen Türkmen kitleleri yoktu! Aynı ÅŸekilde yeniçeriler ister istemez, bölgede Müslüman nüfus olmadığı için Hıristiyan kızlarla evlendi. Ama bu fikirleri herkesin kabul edeceÄŸi iddiasında deÄŸilim!
Batı’ya ilerleyiÅŸ
Osmanlıların kalıcı bir perspektifle yerleÅŸtiklerini vurguluyorsunuz çalışmanızda. Osmanlılar adeta net bir programla Batı’ya doÄŸru ilerledi. ÖrneÄŸin Dimetoka fethedildiÄŸinde, kentin muazzam surlarının hemen 300 metre dışında Yıldırım Beyazıt büyük bir cami, yanında bir hamam, kervansaray, imaret yaptırıyor. Böylelikle kent, sur dışında büyümek durumunda kalıyor. Bugün de kentin merkezi o caminin etrafındadır. Hiçbir Müslüman mahallesi yokken böyle bir caminin yaptırılması ÅŸaşırtıcı. Bu aslında bir siyasi simgedir. Osmanlı’nın bu topraklara kalıcı olarak yerleÅŸmek niyetinde olduÄŸunu gösterir.
Kitapta yer alan, kendi çektiğiniz yüzlerce fotoğrafla, ikinci temel kaynağınız olan bölgedeki Osmanlı yapılarını belgeliyorsunuz. Evrenos ve büyük oğlu, dokuz tane imaret yaptırmıştı; çünkü ordularının önemli bir kısmı işsiz dervişler, haydariler, kalendarilerdi. Bu insanların bakılması ve köylüleri yağmalamaması için onlara zaviye ve imaret yapmak şarttı. Her zaviye yemek dağıtıyordu. Fakir Müslüman ve Hıristiyanların buralarda bir araya gelmesi belki ilk kaynaşma zeminini oluşturmuştu. Muhtemelen din değiştirmelerde bu zaviyelerin büyük bir rolü vardı.
Kitapta, 1516-1517 yıllarını Osmanlı tarihinin ‘fay hattı’ olarak niteliyorsunuz... Bana kalırsa Osmanlı tarihindeki asıl dönüm noktası, İstanbul’un fethinden ziyade 1516-17’de aranmalı. Çaldıran Savaşı’ndan sonra Yavuz Sultan Selim, Arap dünyasını fethetmeye baÅŸlıyor; devletteki Müslüman nüfusun oranı ilk defa yüzde 20’lerden yüzde 50’lere çıkıyor. Ayrıca Yavuz, Arap ulemasından pek çok kiÅŸiyi İstanbul’a getiriyor; Arapça, resmi belgelerde de öne çıkan dil oluyor. BaÅŸka bir deyiÅŸle devlet giderek Sünni bir imparatorluk haline geliyor.
|